
Çankırı’nın hafızasında iz bırakan değerleri, kaleme alınan her satırda yeniden hayat buluyor. Şehrin kültürüne, tarihine ve insanına dair derinlemesine çalışmalar yapan araştırmacı yazar Şükrü Altın, artık yazılarıyla Yaran Haber’de. Onun kaleminden çıkan her yazı, geçmişle bugünü buluştururken okurları da düşündürmeye, hissettirmeye ve unuttuklarını hatırlatmaya davet ediyor.
-----
Meleklerin gıpta ettiği tatlı bir rüya âleminde dolaşıyordum. O güne kadar hiç görmediğim tepesindeki püsküllü tacı, mor renkli kanatlarının hışırtısıyla yanıma bir kuş kondu. Neyi yetmiş perdeden zikredersen, o dağ taş demez gelir derlermiş.
Öyle de oldu.
Gelen Zümrüdü Anka kuşuydu. Bilgeliğin sembolü olan kuş bana seslendi.
“Beni mi çağırdın?”
Önce ne diyeceğimi bilemedim. Sonra kuşun büyüsüne kapılıp titrek bir sesle, “Elbette; beni dertlerimden uzak, uçsuz bucaksız Kaf Dağı’nın arkasına götür,” dedim.
Zümrüdü Anka harikulade güzel bir kuştu. Devasa kanatlarını sarsarak, “Kaf Dağı’nın arkası kalplere ürperti veren bir yerdir. Orası erişilmez, ulaşılmaz kuşların kralı; kartalların diyarı, yiğitlerin mekânı Kafkaslardır,” dedi.
Israrla, “Olsun, gideceğim,” dedim.
“Peki öyleyse, hazırlan.”
Zümrüdü Anka’nın sırtı bir oda kadar genişti. Kanadının iki tarafında ihtiyaç duyulan yiyecekler vardı.
İnsana ürperti veren hışırtısıyla yanıma yaklaşıp, “Haydi gidelim,” dedi.
Anka’nın pamuk gibi tüylerinin üzerine oturup arş-ı âlâya havalandım. Korkum ve şaşkınlığım geçtikten sonra etrafımı seyretmeye başladım. Kuş sürekli kanat çırpıyordu. Şiddetli rüzgâr hışırtılarını yararak kırk gün, kırk gecedir zirvelerde uçuyorduk. Arada bir rutin lakırdıyla bana sesleniyordu.
“Kaf Dağı’ndan ötesi yoktur.”
Ben merakla, “Bu yolculuk daha sürecek mi?” dedim.
“Hiçlik vadisinden Laçın koridorunu geçip, yalçın kayalıkları aştıktan sonra karlı Kafkas Dağları’nı göreceksin,” dedi.
Göklerde kanatlarını çırptıkça bulutlar arasında hazin akisler yaparak engin dağları aştık. Bakır renkli kanatlarını durmadan çırparak beni hiç görmediğim diyarlara götürdü. Merak ve hayranlık içindeydim.
Bu yol Türklerin saklı hazinesiydi.
Bu yolda Türleri birleştiren bir sır vardı.
"Yüreğimde Ebabiller Uçarken" romanından...

