
Hayırlı Cumalar...
Cuma namazı için Allah’ın evine yönelen müminlerin, özellikle de hutbe esnasında, gerekli huşû ve edebi korumaları her şeyden önce bir kulluk vazifesidir. Ne var ki, zaman zaman bazı kardeşlerimizin — bilhassa da İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin — hutbe sırasında cemaatin duyacağı şekilde konuşmalarına şahit oluyoruz. Bu durum hem hutbenin ruhuna hem de ibadetin hikmetine aykırıdır. İmam olmak üzere yetiştirilen gençlerin bu tür hatalı davranışlar sergilemesi, sadece kendileri adına değil, onları yetiştiren aileler ve hocalar adına da düşündürücüdür.
Cuma namazı, farz-ı ayn bir ibadettir. Öyle ki Kur’ân-ı Kerîm’de buyrulur:
“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (Cum’a, 62/9)
Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Cuma gününün faziletine dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:
“Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Âdem (aleyhisselâm) o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamet de ancak bir Cuma günü kopacaktır.” (Müslim, Cum‘a, 18)
Cuma hutbesi, minberden ümmete yönelen bir irşattır; kalpleri uyandıran bir nasihat, yön gösteren bir çağrıdır. Cuma namazının rükünlerinden biri olan hutbe, tıpkı namaz gibi bir ibadet hükmündedir. Dolayısıyla hutbe okunurken konuşmak, yanındakiyle meşgul olmak, cep telefonuyla ilgilenmek bu ibadetin ruhuna zarar verir, sevabına engel olur. Efendimiz (s.a.s) bu konuda şöyle ikaz buyurmuştur:
“Hutbe okunurken arkadaşına ‘sus’ bile desen, boş söz söylemiş olursun.” (Buhârî, Cum‘a, 37)
Ne yazık ki son zamanlarda hutbe esnasında dikkat dağınıklığı, gayr-i ciddî tavırlar ve dünya meşguliyetlerinin cami ortamına taşınması gibi yanlış davranışlar cemaat arasında yaygınlaşmaya başlamıştır. Özellikle bu hataya düşen gençlerimize sahip çıkmak, onların terbiyesinde sorumlu olan hocalarımıza ve ailelerine büyük görevler düşmektedir.
Ayrıca, Cuma namazının kaç rekat kılınacağı hususunda yaşanan ihtilaflar da ümmeti tedirgin etmektedir. Cuma’nın farzı iki rekattır. Bunun öncesinde ve sonrasında kılınan sünnet namazlar konusunda farklı rivayetler ve fıkhî görüşler mevcuttur. Lakin bazı bölgelerde on altı rekata kadar çıkan uygulamaların meşruiyetinin sorgulanması, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı gibi yetkili mercilerce net ve bağlayıcı şekilde açıklanması elzemdir.
Cemaatin bir kısmının on rekat kılarak camiden çıkması, on altı rekat kılanların önünden geçmesine ve saf düzeninin bozulmasına sebep olmaktadır. Böylesine kıymetli bir ibadetin edasında birlik sağlamak, ibadetin hem zahiri hem de batınî ahengini korumak açısından önemlidir. Bu konuda “kılana karışmayız” şeklindeki basitleştirilmiş yaklaşımlar, dini hassasiyeti olan vatandaşlarımızı tatmin etmemektedir.
İtikad, amel ve edep bakımından sahih bir Cuma namazı için; hem hutbenin hem namazın şartlarına riayet edilmeli, ibadetin ruhu korunmalı, ilim ehli kimselerce cemaatin soruları ilmî delillerle cevaplanmalıdır.
Cumanız mübarek, amelleriniz makbul olsun.

